
(Kaynak: yuruyencamasirmakinesi, endlessonsuz gönderdi)


(Kaynak: yuruyencamasirmakinesi, endlessonsuz gönderdi)
(Kaynak: vallahisenbiliyorsun, endlessonsuz gönderdi)
Ölmemeliydin kadın.
(birmasalgibi gönderdi)
(Kaynak: havadannsudan, orjinalaltyazili gönderdi)
Benim her duygum biraz hüzün gibidir.
(vecihininsesi gönderdi)
Ana karnındaki yumurtayla ilgilenen toplum, doğan çocukların yüzüne bile bakmaz.
(Kaynak: portakalyokusu, hcrygc gönderdi)
(belkialismanlazimbuyalnizliga gönderdi)
(Kaynak: ohalanyeminet, standartasosyal gönderdi)

Bazı sabahlar göz kapakların şişkin halde kalkardın. İşte o zamanlar gece kollarımdayken ki halin için içimi bir suçluluk hissi kaplardı. İstemesek de sabah ezanında biten gecelerimiz bir kırlangıcın uyuyabileceği büyüklükte göz kapaklarımız oluşmasına neden olurdu. Ama kimse bilmezdi vücudumun görünmeyen yerlerinde senin gibi kocaman bir kırlangıcın içime kadar oyduğu tırnak izleri vardı.
O günlerde çiftçiliğimiz üstümüzde. Yoğurttan kaplara karanfiller ekiyoruz. Kırmızı, sarı, karışık renklerle. Papatyaları büyütmek zordu. Karanfiller hem çok çabuk büyüyor hem de bir çiçeğinden onlarca tohum üretebiliyorduk. Tam altı tane yoğurt kabı, bir tane de adam gibi saksı dolusu karanfilimiz vardı. Çocuklarımız yoktu belki ama onların yerini dolduracak karanfillerimiz vardı.
Her sabah konuşarak sulardın, bazılarına isim bile takmıştın. Neydi sondan ikinci yoğurt kovasındaki karanfil? Gök kuşağı mı? Her neyse… Haftada bir topraklarını eşelerdin. Olmadığın zamanlarda da beni tembihlerdin. Çiçekler kadar köklerinin de havaya ihtiyacı var derdin. Sahi bütün her şeyin köklerinin arada bir hava alması gerekir, ilişkimiz gibi…
Mutlu olduğumuz ender zamanlardandı. Gece tenlerimize gömdüğümüz tohumları gündüz yoğurt kovalarında büyütüyorduk… Şimdi sağa sola karanfil eken belediye görevlileri görüyorum. Hiç birinin rengi seninkiler kadar canlı değil. Hiç birinin başı seninkiler kadar dik değil. Hele çelenklerde üstü süslenmiş karanfiller görmek öldürüyor beni.
İçimde sen bir kez daha ölüyorsun sanki…
(Kaynak: , yokcaniim gönderdi)
Kimseyle konuşmuyorum. Böyle daha iyi oluyor sanki. Bir anlamı olduğundan değil. Konuşamadığımdan da değil. Canım istemiyor sadece. Aslında canım isterse bir saksı bitkisiyle hava durumu hakkında bile konuşabilirim. Ama hiç canım istemiyor işte. Sahiden de hiçbir şey söylemeden susarsam ne demek istediğim anlaşılabilir mi ki?
-Ali Lidar